0

Perşembe Pazarı gibi, Yok Yok: Çılgın Hırsız 3

 Çılgın Hırsız serisine Minyonlar‘ı izleyerek  başladım, en son Çılgın Hırsız 3‘ü de izleyip seriye son noktayı koydum. Bir kutlama falan yapalım bari boşa gitmesin. Minyonlar siz de gelin, sizsiz eğlencesi çıkmaz! Evet, ne diyordum? Hah, Çılgın Hırsız serisini tamamladım halihazırda.

En güzeli hangisiydi diye soracak olursanız, ilk filmden yana oyumu kullanmak istiyorum.

 Bakalım bir de konumuza ait filme, Çılgın Hırsız 3‘e. Filmde yok yok. Özgürlüklerini ilan eden Minyonlar mı dersiniz, hiç hesapta yokken ortaya çıkan bir ikiz kardeş mi, etrafa şiştikçe şişen pembe sakızlar fırlatıp Hollywood’u uzaya göndermeye çalışan azılı bir kötü mü… Annemin bir zamanlar yaptığı mercimek çorbası misali karman çorman ancak ondan daha renkli bir film olmuş diyebilirim. İçinde onca şey olmasına rağmen o salt turuncuydu çünkü. Mercimek çorbasını bir kenara atacak olursak Çılgın Hırsız 3‘ün rengarenk olması dışında yine beklentiyi karşılamadığını söyleyebilirim. Minyonlar da olmasa sıradan bir animasyondan farkı olmayacakmış.

 Yapımcı tayfa bu sefer bildiğimiz pembe diziye bağlamış olayı. Acaba toplanıp gizli gizli bizim Yeşilçam filmlerini mi izliyorlar? Yeşilçam’da görmeye alışık olduğumuz birbirinden habersiz kardeşlerin Çılgın Hırsız’da ne işi var? Kim mi onlar? Gru ve Dru.

Çılgın Hırsız Gru ve Dru

Çılgın Hırsız Gru ve Dru

 Zeki Müren misali tarzıyla babasının ölümü sonrası Gru’nun hayatının ortasına düşüveriyor Dru. Zeki Müren bizi duymasın ama saçlar hık demiş burnundan düşmüş. Yoksa bu Dru, Gru’nun değil de Zeki Müren’in mi ikiz kardeşi? Neyse ki yalnız saçları benziyor. Yoksa kafamız allak bullak olacaktı. Kim yahu bu Dru?

Çılgın Hırsız Dru

Çılgın Hırsız Dru

 Bana pek bir gıcık gelen şu zat olur kendileri. Gru’nun keltoş kafasının aksine, şampuan reklamlarından fırlamış gibi kabarık sarı saçlarına dikkat kesildiğinizde ne biçim ikiz bunlar diye bir an şaşırıyorsunuz ancak gözler burunlara kayınca şaşkınlığınız uzun sürmüyor. İkizler tabii ya diye bir ampül yanıveriyor kafanızda. Parlak, hacimli sarı saçlarını bir o yana bir bu yana savura savura kıkırdayıp duruyor bu Dru‘da. Gru’nun aksine bir kıpır kıpır ki sormayın gitsin. Onunla kötülük peşinde koşmak değil de diskolarda kafayı bulup zıplamak daha uygun gibi görünüyor. Hatta eline mikrofon verip sahneye itelemek bile istedim. Gel gör ki onun görünenin aksine hiç de öyle diskoda zıplamak veya sahnede cirit atmak gibi bir amacı yok. Aksiyon adamı kendileri.
 
 Onu bunu bırakın da ben niye yazıma Gru üzerinden değil de Dru üzerinden başladım? Bakın, ortaya çıkar çıkmaz hemen rol çalmaya başladı hacimli saçlarıyla. Zaten hiç hoşlanmadım kendisinden, hoş babasını da sevmezdim. Gru’dan rol çalmaya çalışan sadece o olsa yine iyi. Öyle cafcaflı karakterler yaratılmış ki bu sefer, Gru onların yanında sivri gagalı kara karganın gölgesi gibi kalıyor. 
Çılgın Hırsız Balthazar Bratt

Balthazar Bratt

 Hele hele şu bakışa, şu ben buradayım diye bas bas bağıran koca bıyığa da bakın. Adam resmen Gru’dan rol çalmak için doğmuş. Bu da da neyin nesi kimin fesi der gibisiniz. Filmi izlemeye başladığımda işte ben de aynen böyle demiştim. Baştan aşağı garip bir karakter bu adı bile zar zor yazılan zat. Baltzahar. Baltzhar. Balzahar. Bunları hiç görmediniz farz ediyorum.
 
Adamımız Balthazar Bratt. 
 
 İlk bakışta sinsi gibi duruyor ama kötü adam Balthazar da Dru gibi eğlence insanı özünde. En alakasız yerde şarkılar açıp, oyna anam oyna kafalarına bürünüyor ve çılgınca dans ediyor. Michael Jackson dansı bile yapıyor. Üstüne üstlük Michael Jackson’ın Bad yani Kötü adlı şarkısı eşiliğinde. Bu karakteri Michael Jackson’la bağdaştırmak nedendir bilinmez. Şuna, dans etmiyorken baktığınızda aklınıza Michael’dan çok her şey geliyor. Kafası siyah bıyıklı armut, aşağısı çubuk kraker gibi bir yaratık. Armut marmut, her türlü dikkat çekiyor adam.
 
 80’lerin aranan artist çocuğuydu bir zamanlar bu bıyıklı. O zamanlar bıyığı yoktu tabii ama yine de amacı kötülüğe hizmet ediyordu. Ona buna amaçsızca zarar vermekten zevk alıyordu anlayacağınız. Sonraları yavaş yavaş gözden silinmeye başlamaz mı?
 

Bir anda sönen artist bunalımlara sürüklenir ve intikam ateşiyle yanar tutuşur.

 İşte yeni karakterimizin varoluş nedeni. Kendine deli gibi hayran Balthazar vaktinin çoğunu kendi oynadığı, bir zamanlar meşhur, diziyi izleyip replikleri hunharca tekrarlamakla geçiriyor. Bu yönden onu çok çok uzaklardaki başka bir çizgi karaktere benzettim. Bojack Horseman dizisindeki at kafalı Bojack‘e. O da aynı böyle bir delilik içerisinde olup bir zamanların ünlü Tv oyuncusuydu. 

Bojack Horseman

Bojack Horseman

 Balthazar abimizin Yaptığı kötülük de bir işe yarasa bari. Abidik gubudik yöntemlerle etrafa kin saçıyor. Bakınız. Durmadan şişen ve şişip büyüdükçe artık zararlı boyutlara ulaşmaya başlayan pembe sakızlar. En göze çarpan garip yöntemlerinden biri bu. Gru da yılmadan bu tek küpeli, koca bıyıklı şahsı yakalamakla uğraşıyor. Gru demişken. O kimdi yahu? Gördünüz mü, Dru ve Balthazar’ın şatafatlı halleri yüzünden asıl adamımızı unuttuk.

Asıl adamımız Gru hangi alemlerde acaba? Bir bakalım.

Çılgın Hırsız Gru

Çılgın Hırsız Gru

 Adamımızın kafası bu sefer bir hayli karışıyor ve hangi yola sapsam şeklinde bir buhran geçiyor. Bir ara aman dedim, noluyoruz? Bunun da ne yana döndüğü belli değil. Biz bile çözdük seni Gru, sen hala kişilik karmaşası yaşıyorsun. Olacak iş değil doğrusu. Sonuç olarak Gru’nun kötülüğe hasret kaldığını görüyoruz Çılgın Hırsız 3’de. Ah Gru Vah Gru! Ne olacak senin bu halin? Şöyle bir osmalı tokadı yemen şart ki kendine tam kıvamında gelebilesin. Lucy bu işi sana bırakıyorum. Malum artık karı koca olduğunuza göre.

Çılgın Hırsız Lucy

Çılgın Hırsız Lucy

 Lucy Lucy Lucy… Turuncu kafayı da bir annelik sevdası sarmış ki sormayın gitsin. Ziyagil konağına gelin gidip evdeki çocuklara anne olmaya çalışan Bihter gibi dolanıyor ortaklıkta film boyunca. Lucy annemiz de sonradan sapıtmasa bari Bihter gibi. Pardon, bizim nereden annemiz oluyor? Kendine gel Lucy, bu kadarı da fazla ama kızacağım şimdi! Seni Agnes ve tayfasına annelik yapmaya devam etmen için sahneden alalım lütfen. Agnes demişken,

 Gru’nun önceki bölümdeki manidar dileği evren tarafından kabul görmüş olacak ki Agnes gerçekten hiç büyümüyor. Margo arada bir ergenlik belirtileri gösteriyor, Edith gittikçe hırçınlaşıyor. Görünüş olarak hiçbirinde değişiklik gözlemlenmese bile bu iki çocuğun halinde tavrında belirgin farklılıklar seziliyor. Ancak Agnes gerek hali tavrı gerekse görünüşüyle bütün seri boyunca birebir aynı kalıyor. Çocuk hiç değişmiyor yav! O kadar senede kırmızı tokasının lastiği bile gevşememiş. ilk filmden bu yana tek boynuzlu at sevdası bile aynı. Ne tek boynuzlu atmış!
 
Tek Boynuzlu At

Tek Boynuzlu At

 Bu yüzdendir ki Agnes adını duyunca gözümüzün önünde siyah saçları tepesinde toplanmış, mini minnacık, bıcır bıcır sevimli bir yaratık beliriyor. Tek boynuzlu pembe at görüntüleri de cabası. Ancak bir de her bölümde biraz daha büyüdüğünü düşünün. Bu sefer aklımıza neler gelirdi kim bilir. Belirgin hiçbir şey gelmeyeceği gibi, onu bu kadar benimseyip sevmezdik de. Sıradan bir çocuktan farksız olurdu. Demem o ki, bu hep aynı kalış halinin altında, onu benzerlerinden ayırma ve ortaya özgün ve belirgin bir karakter çıkarma amacı yatıyor. Bu arada tek boynuzlu atın mitolojik anlamı da Agnes’la neredeyse birebir örtüşüyor. Bahsi geçen Tek boynuzlu atın (unicorn) saf ve masum olduğuna inanılıyormuş bir efsaneye göre. Bu bizim Agnes değil mi? Saf ve masum olan.
 
Çılgın Hırsız Agnes

Çılgın Hırsız Agnes

 Bakınız, o manidar dilek. Naptın sen Gru? Agnes sana da iyi uykular ve tatlı rüyalar dileyerek benim en sevdiğim kısma geçiyoruz. Minyonlar, Minyonlar, Özgür Minyonlar!
 
Çılgın Hırsız 3 Minyonlar

Çılgın Hırsız 3 Minyonlar

 Bu bölümde minik sarıların da Gru gibi şiddete özlem duyduklarını görüyoruz. Ancak onlar biraz daha ileri giderek bu hasret kalma durumunu daha büyük boyutlara taşıyorlar ve Gru’nun kanatsız melek hallerine karşı isyan bayrakları açıp tam anlamıyla özgürlüklerini ilan ediyorlar. Minyonlar‘ı baştan beri seviyorum ancak bu sefer deli gibi sevdim diyebilirim. Çıldırdım, çıldırdım. Onların oldukları sahneleri açıp açıp izliyorum ve her seferinde daha çok hoşuma gidiyor. Aferin çocuklar, yaşasın özgür Minyonlar! İşte gazı verdim bakın ne oldu, serinin ilk filmlerinde gözlemlediğimiz köle olma durumundan çıkıyorlar çıkmasına ama ah bir de özgürlüğün dozunu ayarlayabilseler! Sözgelimi köy ağasına dönüyor bizim o bebek gibi kucağımıza alıp sevmek istediğimiz Minyonlar. Uzunca bir süre aile baskısı görüp birden başka şehre okumaya giden çocuk gibi kontrolleri kaçıyor. Ancak açtıkları isyan bayrağı dönüp dolaşıp kendi başlarına çorap örüyor. Dalton kardeşler misali şehrin aranan suçlularına dönüşüyorlar da desek yanılmış olmayız. Tabii onları yakalamak için kendini paralayan havalı bir Red Kit‘leri yok.

 Keşke bu konuya ait sonsuza kadar sürecek bir de dizi çekseler diye iç geçirdim Çılgın Hırsız 3’ü seyre dalarken. Düşünün hemen,

“Dalton Minyonlar.” Düşündünüz mü?

Daltonlar

Daltonlar

Minyonlar diyorum ama bir daha düşünün! Lütfen…

Minyonlar

Minyonlar

 Sabah akşam izlerim ne yalan söyleyeyim. Buradan yapımcılara sesleniyorum benim için şöyle okkalı bir Minions dizisi çekiverin lütfen.
 
 Pharrell Williams‘a değinmek de artık gelenek haline geldiği için bu sefer de es geçmiyorum Amerika’lı şarkıcıyı. Çılgın Hırsız serisinin başından beri çılgın şarkılar çıkarmakta usta kendileri. Önce Despicable Me, sonra Happy şimdi de Freedom. Freedom yani Özgürlük şarkısı Minyonlar’ın, ellerinde tespih eksik, kabadayı gibi takıldıkları bir sahneyi süslüyor. Minyonlar’ın özgür serseri hallerine uyumu dışında gerçekten çok eğlenceli bir şarkı Freedom. Williams’ın Çılgın Hırsız serisine yaptığı şarkılardan en çok bunu sevdim diyebilirim. Hatta bu yazıyı yazarken bile bir milyon kere dinledim. Evde “freedom freedom” diye mırıldanıp garip danslar ede ede dolanıyorum.
 
Pharrell Williams

Pharrell Williams

 Şarkı 58. Grammy Müzik Ödülleri‘ne En İyi Müzik Videosu dalında aday olmuş ancak ödülü Taylor Swith’in Bad Blood (Kötü Kan) şarkısına kaptırmış. Ödüller Taylor’da kalsın biz Pharrell dinlemeye devam edelim.

 Yavaş yavaş finale göz kırpmam gerekirse,

 Serinin devam filmleri büyük ihtimal Gru ve Dru üzerinden ilerlemeye devam edecek. Şahsen bu benim şimdiden ısınamadığım bir konu oldu. Hikayenin Gru üzerinden ilerlemesine daha sıcak bakıyordum. Artık Gru’ya yazacak hikaye bulamamışlar da ortaya Dru‘yu atmışlar gibi.
 
 Dru’nun zorlama bir karakter olduğunu düşünüyorum. Hani gecenin yarısı tam da uyuyacakken gelen çiş gibi en alakasız zamanınızda ilham gelir ya. O ilhamla güzel işler çıkarırsınız ortaya. İşte o ilhamın ürünü değil Dru. Daha çok, ne yazsam ne yazsam diye kendini yırtıp sonunda ortaya çok da çekici bir şey çıkaramayan bir yazarın ürünü.
 
 Demem o ki, Çılgın Hırsız 3‘de Gru belirgin bir biçimde arka plana atılmış. Ortaya çıkan bu yeni karakterlerin gölgesinde kaldığı, gözleri sağlam olmayan ben tarafından bile kabak gibi fark ediliyor. En azından, eski bölümlerde olduğu kadar göz önündeliği bu sefer yok. Gru’yla ilgili, yaşadığı kafa karışıklığından başka dikkat edilesi bir durumun olmaması da arka plana atılma olayına bol bol katkı sağlamış. Sonuçta, ekrandan çıkacak gibi abartılı bir burnu da olmasa göze çarpası yokmuş bu bölümde diyebiliriz.
 

Diyorum… ve şimdilik veda ediyorum. Hoşçakalın. Sevgiyle kalın. Filmlerle Kalın!

Yapım Yılı: 2017

Ülke: ABD

Yönetmen: Kyle Balda, Pierre Coffin

IMDb: 6,3/10

Yapım Şirketi: Illumination Entertainment, Universal Pictures  

Film Müziğinin Bestecisi: Pharrell Williams, Heitor Pereira

Serinin Önceki Filmleri:

Çılgın Hırsız 

Çılgın Hırsız 2

 

orumcekkafalikadin

Bir Cevap Yazın