0

Aile Babası Pollyanna: Çılgın Hırsız 2

Çılgın Hırsız 2

Çılgın Hırsız 2

Dün gece ilk filmin üzerinden biraz zaman geçirdikten sonra nihayet ikincisini izleyebildim.

-Böyle giriş mi olur damdan mı atlıyorsun!
-Baştan çekebilir miyiz yönetmenim?

-Pekala tekrar gir sen oradan.

Dün gece nihayet Despicable Me 2, anladınız siz onu, Çılgın Hırsız 2‘yi izleme fırsatı buldum.

Normal şartlar altında ikinci filme büyük bir ön yargım olur. Bakın ikinci diyorum, üçüncü falan değil. Özellikle ikinci filmlere öğrencisine kafayı takan öğretmen gibi takığım. Ne yaparsa yapsın benden geçer not alamıyor. İlla gıcıklık yapıp puanını kıracağım.

 salak ile avanak Lloyd

Salak ile Avanak

Bana öyle bakma Lloyd

Sırf bu yüzden Salak ile Avanak, orijinal adıyla Dumb and Dumber‘ı çok beğenmeme, hatta üç gün üst üste izlememe ve aile fertlerine de zorla izlettirmeme rağmen ikinci filminin sadece başlangıcını izlemişimdir.

Sadece başlangıcını diyorum ona da dikkatinizi çekerim. Bir şeyleri yarım bırakmayı ne zaman huy edindiysem, gitmiyor üstümden illet. Şu bir sene içerisinde bile elliyi aşkın kitaba başladım ve aynı hızla bıraktım. Hepsinin ilk cümleleri hala aklımda. Çünkü o başlangıç cümlelerini “Bu sefer bitireceğim şu kitabı!” diye manidar sözler vererek bin kere falan okuyorum. Bir de kitap yarım bırakma işi insanı yarım akıllı yapar diye bir söylenti mi ne duymuştum öncelerde. Korkmadan yılmadan yarım yamalak işlere istikrarla devam ediyorum, söylentilere inat! Bir gün yarım akıllı olmaya başladığıma dair sinyaller alırsam sizlere haber uçururum, tabii haber uçuracak kadar da aklım kalır herhalde.

Konumuz benim istikrarlı azimsizliğim  değil tabii ki. Jet hızıyla gerçek konuya dönüş yapıyorum. Bakınız.

Minyonlar

Minyonlar

Devam filmleri ilk filmin güzelliğiyle nedense yarışamıyor. Acaba neden? Var mı buna şöyle mantıklı bir açıklaması olan? Aman mantıklı olsun ha! Neyse ne, bu da beklentiyi karşılamadı. Karşılasın diye özellikle bekledim ama olmadı. Gerçekten de bekledim biliyor musunuz? Bir umudum vardı. İkinci filmlere takığım demiştim ya hani, Çılgın Hırsız serisinde bu ön yargıyı silip atmıştım. Ne umutlar beslemiştim ne umutlar.

İlk filmin derin anlam silsileleri bu filmde yoktu. Aradım aradım bulamadım. Ben de madem öyle izle geç kafasında takıldım ve kuruldum koltuğuma iyice, gözlerim yarı açık, filmin öylesiliğine hakkını vererek öylesine bir biçimde izledim. Eğlendim mi? Son derece.

İlk filme nazaran daha büyük bir hareketlilik hali ve renkli karakterler göze çarpıyor Çılgın Hırsız 2‘de. Beylik laflar etmeyi sevmem ancak, film baştan aşağı muhteşem bir görsel şölen! Karakterler her halleriyle bir animasyon filminin hakkını fazlasıyla veriyor. Özellikle de tadından yenmeyen mimikleriyle. Bu da eğlenmenize engel oluşturmayarak devam filminin seyircinin övgüsünü biraz olsun yakalamasına yardımcı oluyor ancak yine de ilk filmin başarısına ulaşamıyor. “İflah olmaz bu!” diye ön yargılara kurban götürdüğümüz ancak sonraları kendini yavaş yavaş düzeltmeye başlayan Gru bile 3 sene içerisinde bayağı bir yol katederek ilk filmin karanlık havasından çıkıp rengarenk bir hale bürünmüş.

Çılgın Hırsız 2 Gru

Çılgın Hırsız 2 Gru

Öyle ki Gru‘nun ilk filme nazaran sosyalleştiğini görüyoruz. Çılgın Hırsız’da sosyal hayatına dair pek bir ize rastlanmazken, hatta müzmin bekar olduğu bile göze çarpmazken devam filminde bekarlığı çevresi tarafından bile fark edilir ölçüde mühim bir meseleye dönüşüyor. Daha da ileri giderek onu bu vahim bekarlık halinden kurtarmak için çırpınan bir kadın arkadaşı bile sürpriz yumurtadan çıkar gibi çıkıveriyor. Hatta bu sürpriz yumurtanın, Gru’nun başını bağlama amacıyla etrafında fır dönmekten başka işi gücü yok film boyunca. Onu bunu geçelim, ilk filmde farkedilir biçimde arkadaşı bile yoktu bu adamın. Sözü geçen yan karakterden o da pek hoşlanmasa bile üç sene öncesine kadar çevresinde dişi sinek bile uçmuyordu desek yeridir. Anlayacağınız biz görmeyeli bayağı bir değişmiş adamımız. Bildiğimiz aile babası olmuş hatta. Ancak ailede eksik olan bir şey var gibi… Öhöm öhöm!

Yukarıda bahsettiğim yumurta olayını hemen unutun. Bizi asıl ilgilendiren bir başka kadın var. Kim mi? Lucy.

Çılgın Hırsız Lucy

Çılgın Hırsız Lucy

Başarılı bir iş kadını profili çizmesine rağmen ciddiyetten uzak haliyle Lucy bende Kayıp balık Nemo‘daki Dory‘i andırmadı değil. İzlediyseniz hatırlarsınız Dory‘nin şaşkın ördek hallerini. Ölüm kalım meselelerinin ortasında bile bir türlü kapanmayan çenesiyle, yerli yersiz kıkırdamalarıyla ve kıpır kıpırlığıyla Dory’i andırıyor harbiden yahu! Dikkatli bakın, bayık bakışları, ince dudakları bile bildiğimiz Dory. İnsan insana benzermiş. Bu söz buraya oturmadı mı sanki…

Kayıp Balık Nemo Dory

Kayıp Balık Nemo Dory

Pekala, bu dandik benzetmeyi de unutuyoruz.

Lucy, karakteri gözümüze daha net sokmak ve akılda kalıcılığını arttırmak niyetiyle filmdeki diğer kadınlardan görünür biçimde farklı yaratılmış. En belirgin farklılığı ise, ötekiler gibi Barbie bebek kıvamında çıt kırıldım olmaması diyebiliriz. Sürekli sızlanmalar, boş işlerle uğraşmalar ve şişme dudakları onda göremiyoruz. Diğerlerine nazaran daha cesur ve daha sade bir hal göze çarpıyor Lucy’de. Kariyer peşinde koşan turuncu kafalı, en az Gru kadar çırpı bacaklı ve ondan daha az sivri burunlu bir ajan Lucy Wilde.

Gru’nun yeni görevi turunculu kafalı iş ortağıyla suçlu tespit etmek diyebiliriz. “Dünyanın en yıkıcı silahını” üreten ve çevreye büyük ölçüde zarar veren gizemli kötünün peşinde Batman misali koşmak da desek pek yanılmış olmayız. Abartıyor gibi durduğuma bakmayın. Bir dönmüş pir dönmüş bu Gru’da, ben ne yapayım.

Gru ve Lucy

Gru ve Lucy

Dünyayı mahvetme hevesinden dünyayı kurtarma hedefine öyle hızlı bir geçiş yapmış ki felekleri biraz şaşırtıyor. Aslına bakarsanız öyle çok da hızlı olmamış canım, ilk filmde bu duruma alıştırıyordu bizi sanki biraz ha?

Pharrell Williams‘da Gru’nun bu pir dönüşüne ayak uydurmuş ve bakın ortaya bu sefer nasıl bir şarkı çıkarmış. Gru’nun, caddelerde kelebek misali mutluluk uçuşları yaptığı bir sırada arka planda çalıyor Pollyanna‘dan hallice şarkı.

“...Çünkü mutluyum!

Ellerini çırp, sen de çatısı olmayan bir oda gibi hissediyorsan eğer!

Çünkü mutluyum!

Ellerini çırp,sen de gerçeğin mutluluk olduğunu hissediyorsan eğer!

Hatırlarsanız ilk fimde sürekli bir adi olma durumu göze çarpıyordu. Gru‘dan Minyonlar‘a ne varsa, uçan sinek bile kötülük peşinde dolanıyordu. (Agnes, Edith ve Margo hariç. Ancak onlar bile farkında olmadan Gru’nun kötü amellerine alet oluyorlardı.) Bestesi Pharrell Williams‘a ait olan ve filmin şarkısı olarak kullanılan Despicable me‘de bir o kadar adiydi. Demem o ki, ilk filme kıyasla ana hatlar üzerinde büyük farklar seziyoruz Çılgın Hırsız 2‘de. Ancak ortak yanları da yok değil. Dikkatli izlerseniz ilk filmde de ikincide de olaylar Gru’nun iç hali üzerinden haraket alıyor. Yani Gru’da gözümüze çarpan ne varsa hikaye akışı ve öteki karakterler de bu unsurlara ayak uydurma gayretindeler. Gel gör ki yine de,

Ana karakterler üzerinden olmasa da yan karakterler üzerinden yansıtılmış bir şiddet söz konusu. İyinin iyi olabilmesi için bir kötü şart taktiğini uygulamış olsa gerek film yapımcıları.

Minyonlar ilk filmde çok tutmuş olacak, serinin devam filminde bayağı bir gözümüze sokmuşlar sevimli yaratıkları. İlk filmde olduğu gibi Çılgın Hırsız 2’de de emir kulu ayaklarına bürünerek Gru’nun mutlululuk peşinde koşan işçileri olarak gözümüze çarpıyorlar bu sefer de. Neredeyse her sahnede ortaya çıkıp bıcır bıcır, kıpır kıpır halleriyle şirinlikler yapıyorlar. Acaba yapay dilleri de olmasa böyle sevimli olurlar mıydı? Varlıkları yeter! Yalnız filmde onların varlığını benim kadar takan birileri yok bu da gözümden kaçmadı değil. Bildiğimiz ast üst ilişkisi var Gru’yla aralarında. Geçen gün bir yerde okudum, Gru’nun köleleri demış bu sevimli sarılara birisi. Eh doğru da demiş. Yapay dili de bu durumu pekiştirmek için mi kullanmışlar diye düşünmeden edemiyorum. Patronlarıyla pek iletişimleri olmayan işçi sınıfı misali Gru’ya hizmet ederek akıp gidiyor hayatları.

Minyonlar

Minyonlar

Neyse ki bu tatlı canavarların da kendilerine ait dünyaları olabileceğini, patronlarına bağımlı kalmadan da kendileri adına bir şeyler başarabileceklerini Minions yani Minyonlar filminde biraz olsun görebiliyoruz. Minyonlar Çılgın Hırsız 2’den iki yıl sonra, 2015’te çekilmiş. Tabii onlara sonra değineceğim. Sıranızı bekleyin Minyonlar!

Diyorum… ve şimdilik veda ediyorum. Hoşçakalın. Sevgiyle kalın. Filmlerle Kalın!

Yapım Yılı: 2013

Ülke: ABD

Yönetmen: Chris Renaud, Pierre Coffin

IMDb: 7,4/10

Yapım Şirketi: Illumination Entertainment, Universal Pictures

Serinin Devam Filmleri: Minyonlar, Çılgın Hırsız 3

 

orumcekkafalikadin

Bir Cevap Yazın